top of page
Search

MURİSİN DÖNDÜĞÜ VASİYET AÇILDIYSA NE OLUR? AÇILAN VASİYET GEÇERLİ Mİ, HANGİ YOL İZLENMELİ?

  • Feb 25
  • 2 min read

Updated: Mar 10



Murisin sağlığında yaptığı bir vasiyetnameden yine sağlığında usulüne uygun şekilde dönmüş olmasına rağmen, murisin ölümünden sonra bu vasiyetnamenin Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından açılması uygulamada karşılaşılan bir durumdur.


Öncelikle belirtmek gerekir ki, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin vasiyetnameyi “açma” işlemi, vasiyetnamenin geçerliliğini tespit eden bir karar değildir. Bu işlem yalnızca vasiyetnamenin resmi olarak okunması ve ilgililere tebliğ edilmesi anlamına gelir. Mahkeme bu aşamada vasiyetnamenin iptaline karar veremez; sadece açma ve bildirim görevini yerine getirir. Dolayısıyla muris sağlığında vasiyetten dönmüş olsa dahi, vasiyetnamenin açılmış olması tek başına onun geçerli olduğu anlamına gelmez.


Eğer murisin vasiyetnameden sağlığında döndüğü açık ise ve buna rağmen açılan vasiyet yürürlükteymiş gibi sonuç doğurma ihtimali taşıyorsa, bu durumda ilgililerin Asliye Hukuk Mahkemesi’nde vasiyetnamenin iptali davası açmaları gerekir. Zira vasiyetin geçersizliği ancak bu mahkeme tarafından verilecek bir iptal kararı ile hüküm altına alınabilir.


Bu noktada “hukuki yarar” meselesi önem kazanır. Vasiyetnamenin iptali davasında hukuki yarar; davacının, vasiyetnamenin geçerli kabul edilmesi halinde miras payının azalacak ya da tamamen ortadan kalkacak olmasıdır. Eğer vasiyetin iptali davacının miras payında herhangi bir değişiklik yaratmayacaksa, hukuki yararın bulunmadığı ileri sürülebilir. Ancak uygulamada çoğunlukla, vasiyetname nedeniyle yasal veya atanmış mirasçıların paylarının etkilenecek olması sebebiyle hukuki yararın mevcut olduğu kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da, vasiyet yürürlükte kabul edildiğinde davacının miras payı etkilenecekse hukuki yararın varlığı benimsenmektedir.


Vasiyetnamenin iptali davası, murisin düzenlediği vasiyetnamenin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılan ve mahkeme kararıyla geçersizliğin tespitini amaçlayan bir davadır. Bu dava Türk Medeni Kanunu hükümlerine dayanmaktadır.


Kanunda düzenlenen başlıca iptal sebepleri şunlardır:


1. Ehliyetsizlik

Vasiyetçinin, vasiyet tarihinde

ayırt etme gücüne sahip olmaması veya 15 yaşını doldurmamış olması.

2. İrade Sakatlığı

Vasiyetnamenin hata, hile veya korkutma (tehdit) altında düzenlenmiş olması.

3. Hukuka veya Ahlaka Aykırılık

Vasiyet içeriğinin emredici hukuk kurallarına veya genel ahlaka aykırı olması.

4. Şekil Eksikliği

Kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmaması (örneğin el yazılı vasiyetnamenin tamamının murisin el yazısıyla yazılmamış olması, noter vasiyetinde usul eksikliği, tanık şartının sağlanmamış olması gibi).

Ayrıca vasiyetnamenin iptali davasında hak düşürücü süreler son derece önemlidir:

  • İptal sebebinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl,

  • Her hâlde vasiyetnamenin açılmasından itibaren;

    • İyiniyetli davalılara karşı 10 yıl,

    • Kötüniyetli davalılara karşı 20 yıl.


Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup, mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır.


Sonuç olarak; muris sağlığında vasiyetten dönmüş olsa bile, vasiyetnamenin ölümden sonra açılması hukuken mümkündür. Ancak bu durum vasiyetin geçerli olduğu anlamına gelmez. Vasiyetin geri alındığı veya geçersiz olduğu iddiası varsa, miras payı etkilenen mirasçıların süresi içinde Asliye Hukuk Mahkemesi’nde iptal davası açmaları gerekir. Miras hukukuna ilişkin işlemler teknik ve süreye bağlı olduğundan, hak kaybı yaşanmaması adına sürecin uzman bir miras hukuku avukatı tarafından yürütülmesi büyük önem taşır.

 
 
 

Comments


bottom of page